AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Marv.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Marveille Croweix
Slytherin VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 5
Kayıt tarihi : 22/01/10

RPG
RPG Düzeyi:
47/50  (47/50)

MesajKonu: Marv.   Cuma Ocak 22, 2010 8:29 pm

'Lanet olsun! Rahat bırak artık beni! Lütfen...' Yalvarırcasına çıkıyordu bu sözcükler kurumuş, eski renginden çok daha uzakta, sarımsı bir hal almış dudaklarından… Her geçen gün bir şeyler kopup gidiyordu ondan, engelleyemiyordu bu gidişi. Kurtulamıyordu onu bir girdap gibi içine çeken lanetten. Kurtulduğunu düşündüğü her an daha da dibe batıyordu. Kendini içki şişelerinin içine hapsederken artık gücünün kalmadığını farkındaydı. Ve çoktan vazgeçmişti artık kendisiyle savaşmaktan. Pes etmişti… Tek istediği annesinin de ona bazı şeyleri yaptırmaya çalışmaktan vazgeçmesiydi. Bu yüzden yalvarıyordu işte. Annesine, görünmemesine rağmen onu duyduğuna emin olduğu annesine artık onu rahat bırakması için yalvarıyordu. Hayatı boyunca kimseden bir şey istemeyen, burnu havada, popüler, etrafındakilerin hayranlıkla baktığı genç kız çaresizdi. Ve onu çaresiz kılansa bunca yıl kendisinden daha üstün gördüğü annesiydi… Aniden esen rüzgarın getirdiği soğukluk, üzerinde incecik bir cüppeden fazlası olmayan cadı için fazlaydı bile. Ama bunu hissettiğine bile emin değildi. İnsani duygular yavaş yavaş terk ediyordu onu. Belki… Belki de annesinin aylardır ona kabul ettirmeye çalıştığı şeyi kabul edip, sadece ismini bildiği varlığı bulmalı ve bu işkence dolu günlere bir son vermeliydi. Ancak şu anda bütün bunları düşünmek istemediğine emindi. ‘ Marv! Yeter ama… Ver şu şişeyi bana!’ İnce parmakları arasında çevirdiği içki şişesini dudaklarına götürürken duyduğu ince ses şaşkınlıkla bakışlarını arkasına çevirmesine neden olmuştu. "Bırraak. Raat bırrak benii" Konuşamıyordu bile… Ell bir şeyler daha söyleyip içki şişesini daha o karşı koyamadan alıp göle fırlatınca şaşkınlığı bir kat daha arttı. ‘Offf, niyye beni kendi halime bı'akmıyorsun?’ Kelimelerin aksine öylesine yardıma muhtaç bir ses tonuyla söylemişti ki bunları, bir an sonra kendisi bile istediğinin bu olup olmadığı konusunda şüpheye düşmüştü. Yorgun ve sabit tutmak için çok büyük çaba harcadığı bedenini Ell'e yaslarken bir an için bile olsa bütün o kötü şeylerin zihninden uzaklaşmasının zevkini yaşıyordu. Belki öğleden sonra içmeye başladığı viskinin etkisiydi, belki de Ell'in güven veren varlığı... Hangisi bilmiyordu ama şikayet ettiği söylenemezdi. Sanki bütün o sessiz çığlıklarını duyabilen tek kişiydi Ell, ve onu anlayabilecek tek insan. Herhangi birinin hissettirebileceğinden çok daha özel hissettiriyordu genç cadı Marv'a. Ve bu his uzun zamandır ona iyi gelen tek şeydi. İşe yaramaz bir pislik olmadığına dair tek düşünceydi adeta.. Toparlanmak zorunda olduğunu biliyordu, ama yapamıyordu. Bu gücü kendinde bulamıyordu. Bütün o iğrençliklerle savaşacak gücü yitirdiğine olan inancı öylesine artmıştı ki... 'Nasıl hissediyorsun?' Başı dönüyordu, doğru düzgün konuşamıyordu ve oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibiydi.. Homurdanarak cevap verirken yorgun bir şekilde göz kapaklarını yeniden kapattı. 'Midemde solucanlar dolaşıyor.' Ell'in beklenmedik kahkahası üzerine başını kızın omzundan kaldırdı ve tuhaf bir ifadeyle ona bakmayı sürdürdü. Anlam veremediği duygular hücum ediyordu ve sarhoş olması bütün bu isteklerini engelleyememesine neden olmuştu. Ona sarılmak için hamlede bulunan genç cadıyı itti birden. Bunun onu şaşırttığına emindi, ama Marv'in gözlerindeki tutku dolu bakış kadar değil... Göz temasını yitirmeden yaklaştırdı bedenini ona, karşı koyamıyordu kendine. Ell'in sorusunu duymazdan geldi ve ince kollarını kızın boynuna doladı. Dudakları kızın yumuşak, pembemsi dudaklarıyla buluştuğunda daha önceki öpüşmelerinde hissetmediği duygular kendini belli etti birden. Büyük bir tutkuyla öpüyordu onu, kız da düşünmeden karşılık veriyordu buna. Ve Marv, bu anın sonsuza kadar sürmesini istediğine emindi...

-

‘ Ben... Emin değilim… Belki de en doğrusu saklamaktır Ell. Bilmiyorum…’
‘ Tanrı Aşkına Marv, ne istediğine karar ver artık!’

LS’nin, bütün üyeleri mezun olmadan önce okuldaki en popüler grubun, organize ettiği partinin hazırlıkları yapılırken bahçenin uzak bir köşesinde durmuş küçük bir çocuk gibi mızmızlanıyordu Marv. Daha geçen sabah söylemeleri gerektiğini düşünüyorken şimdi saatler ilerledikçe korkuyordu verecekleri tepkiden. Korku, onun yeniden dengesizleşmesine neden oluyordu. Ell bunu fark etmişçesine anlayış dolu bir gülümseme yerleştirdi pembemsi dudaklarına. Sadece birkaç ay öncesine kadar tamamen bitik bir haldeydi Marv. Ve onun toparlanması için herhangi bir erkeğin yapabileceğinden çok daha fazlasını yapmıştı Elizabeth. Dünyasının merkezinde olduğunu farkındaydı Marv. Normalde bu kesinlikle kullanacağı bir şeydi, ama zaten normal kelimesi bu ikili için geçerli bir sözcük değildi. Onu kaybetmekten korkuyordu. Ne kadar tuhaf olursa olsun, Elizabeth’i seviyordu.

‘ Öyle demek istememiştim…’

' Hayır. Haklısın. Ben.. gidip üstümü değiştirsem iyi olacak.'

Etrafta kimsenin olmamasından faydalanarak genç kızın dudaklarına küçük bir öpücük kondurdu ve gülümseyerek şatoya doğru yürümeye başladı. Çok üzmüştü Ell'i... Herhangi birinin asla katlanmayacağını biliyordu. Omuz silkti. Ne de olsa artık bazı şeyler değişmişti. Tabii, eski sevgilileri hariç. Yeni sevgilisinin hepsini parçalayabileceğine emindi. Bu düşünce dudaklarının keyif dolu bir gülümsemeyle kıvrılmasına neden oldu. Evet, o özlediği Marveille geri dönmüştü. ' Kendine acımayı bırakmana sevindim.' Ahhh.. Bir de şu lanet olası iç sesi sussa ne güzel olacaktı! Mezun olmasına rağmen bir türlü defolup gidemediği okulu özlemişti. Her gün gördüğü taş yığınını değil, 'okulu', öğrencilik yıllarını özlemişti. Partiler, gizli gizli içilen ateş viskileri, delirtilen profesörler, her hafta düzenli olarak gittiği ceza odası, imrenilen bir grubun üyesi olmak... Bütün bunları öylesine özlemişti ki. Bu düşüncesine yalnız olmadığı kesindi. LS'nin düzenlediği bu mezunlar partisinin son derece kalabalık olacağı kesindi. Ve tanıdık simaları görmek, kim olursa olsun, yaşanılan güzel veya boktan anıları hatırlamasını sağlayacaktı. Ona göre okul anıları, unutulmayacak kadar özeldi. Zindanlara inen merdivenlerin başında durduğunda bedeninin her köşesini saran o soğuk hava ve karanlık onu içeri çekiyordu adeta. Bu hissi hiçbir şeye değişmeyeceğini fark etti o anda. Merdivenlerden inerken topuklarının çıkarttığı ses bir kaç sönmek üzere olan mumun aydınlattığı koridorlarda yankılandı. Yatakhaneye ulaştığında yüzünde küçük bir kız çocuğuyken buraya ilk geldiği günkü ifadenin aynısı oluştu. Evet, burası onun gerçek eviydi.

'Ah, hadi ama! Yanlış görüyor olmalıyım!' Çok kısa bir süre sonra vücudunu saran ve hatlarını oldukça belirgin bir şekilde gösteren siyah elbisesinin içine girmiş, aynanın karşısında duruyor ve kendi kendine küfürler yağdırıyordu etrafa sinirinden. Elbiseyi aldığı mağazadaki kadına en az elli defa söylemişti, göğüs kısmındaki taşları çıkartmasını. O küçük zümrüt yeşili taşlar onun düşündüğü kadar kötü görünmese de istediği bir şeyi tam olarak elde edememenin verdiği siniri taşıyordu. Odanın diğer tarafından çıkan ikiz kardeşi küfürlerini duymuş olmalıydı ki, yüzündeki tuhaf ifadeyle ona bakıyordu. ' Yüce Merlin! Şu koca taşları görmüyor musun?! Ahhh, o sürtüğü elime bir geçirirsem..' Her zamanki gibi Marv'in abarttığını gören kardeşi kahkasını engellemek için en ufak bir çaba bile harcamamıştı. ' Marv, yine abartıyorsun.Eminim o koca taşlar sayesinde çocuk gibi olan göğüslerin daha büyük görünür, sevinmelisin. ' ' Defol git Vyns.' Kardeşinin kıkırdayarak odadan çıkışını izledikten sonra yeniden aynaya döndü ve parmaklarıyla şakaklarına masaj yapmaya başladı. Evet, abartıyordu. Ne olmuş yani? Bu onun çok sık yaptığı bir şeydi.
Kahverengi bukleleri omuzlarına dökülürken sırt dekoltesi fazlasıyla açık olan, kalçalarından itibaren genişlemeye başlayan uzun ve sade bir elbisenin içinde bahçede Ell'e doğru ilerliyordu. Gülümsemesi yüzünde genişlerken sadece bir Slytherin kızında olabilecek bir asaletle dans edercesine kendi etrafında döndü ve elbisenin eteklerinin rüzgarla birlikte uçuşmasına izin verdi. Parıldayan yeşil gözlerini kızda sabitledi.
'Nasılım?' Ell'in bakışlarından ve yanağına kondurduğu öpücükten cevabını almıştı. Çok uzun bir süredir olmadığı kadar canlı ve neşeli bakışları genç kızın üzerinde gezindi. Bembeyaz, dar elbisesi fazlasıyla güzel olan bacaklarını ortaya çıkartıyor ve dikkatleri üzerinde topluyordu. Bir an için elbisenin gereğinden fazla kısa olduğunu düşündü, bir sonraki an ise bu saçma kıskançlığına güldü. 'Masamıza geçelim mi? Konuklar gelmeye başladı bile.' Konuklarla olan alakası neydi şimdi? O kadar kısa elbiseyle etrafta dolaşmasını istemiyordu sadece. Pek çok erkeğin gözlerinin genç kızın üzerinde olması tuhaf bir rahatsızlık vermişti ona. Bakışlarındaki kıskançlığı büyük bir başarıyla sakladı ve Ell'in konukları karşılamak için girişe ilerlemesini izledi, masaya geçerken. Bakışları içkilerin olduğu masaya kaydı ama bir hafta önce Ell'e verdiği sözü hatırladı ve gözleri gelen konunlar üzerinde gezinmeye başladı. Bu sırada ikiz kardeşine kaydı bakışları. 'Yağ tulumuna dönüşmek istemiyorsan bırak o elindekileri Vyns.' Kardeşi sadece dil çıkarıp daha fazlasını midesine indirerek cevapladı Marv'in iğneli şakasını. İkizini seviyordu. LS'yi seviyordu. Hogwarts'ta olmayı seviyordu.

Ve, işte oradaydı. Platformda, hayatta en çok sevdiği insanların yanında duruyor ve en küçük bir sahtelik izi taşımayan gülümsemesiyle eski arkadaşlarına, dostlarına, düşmanlarına bakıyordu. Bu kadar sevecenlik Marv için alışılmış bir durum değildi ama o eskiye dönmenin verdiği neşesini saklamayı denemiyordu bile. Bir geceliğine etrafına ördüğü buzdan duvarı kaldırabilirdi, değil mi? Ell konuşmasını yapıp mikrafonu Marv'e verdiğinde gülümsemesi daha da büyüdü.
' Hepinizi burda görmekten gerçekten de mutluluk duyuyorum. Mezun olduktan sonraki hayat öğrencilik kadar zevkli olmuyor. Bir geceliğine de olsa o günlere dönebilmek heyecan verici. Geldiğiniz için teşekkürler ve iyi eğlenceler! ' Mikrafonu Ann'e geçtiğinde kahkahasına engel olamadı. Onun bu deli hallerini seviyordu. Tek bir şeyden emindi; kaç yaşına gelirlerse gelsinler, onlar hep genç LS kızları olarak kalacaktı. Hepsi konuşmasını tamamladığında sahneye çıkan sarışın cadı şarkısına başladı. Bu partide herkesi coşturacak yeteneğe sahip olduğu açıkça belliydi. Masaya döndüklerinde Ell'in ona baktığını fark etti, zamanı gelmişti yani. Ups.. Korkularını taktığı o soğuk maskesiyle gizlerken başıyla onayladı. Ve kızın dudaklarından o kelimeler döküldüğünde masadan çıkan nida, tırnaklarını etine geçirmesine ve gözlerini sımsıkı kapatmasına sebep oldu. İkizi ne diyecekti buna? 'Lanet olsun.'
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Julija Volkova
Sihir Basını Başı / Dırdırcı Editörü


Mesaj Sayısı : 52
Kayıt tarihi : 21/01/10

RPG
RPG Düzeyi:
50/50  (50/50)

MesajKonu: Geri: Marv.   Cuma Ocak 22, 2010 8:36 pm

Kurgu / 19
Betimleme / 18
Görsellik / 5
İmla Kurallarına Uyma / 4

+1
Puanınız : 47
&& İsteğiniz doğrultusunda derslere katılabilirsiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://evapsie-rpg.yetkinforum.com
 
Marv.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Evapsie-Rpg :: Büyülü Dünyadan Fısıltılar :: Rol Oyunu :: Düzey Belirleme-
Buraya geçin: