AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Petri ~

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Petri Väinämöinen
Süslü Batu.
avatar

Mesaj Sayısı : 14
Kayıt tarihi : 23/01/10

RPG
RPG Düzeyi:
50/50  (50/50)

MesajKonu: Petri ~   C.tesi Ocak 23, 2010 7:46 pm

Ölümün kalıntıları ayaklarına takılırken sonu olmayan karanlık yolda ilerliyordu. Attığı her adımda o soğuk nefesi ensesinde hissediyor, irkilip sağına soluna bakıyordu. Bir zamandan sonra alıştı buna, hem baktığı her yer karanlıktı, ne anlamı vardı ki? Sessiz ve soğuk ölüme yürüyordu bilinçsizce. Kendisini zorlayan hiçbir kuvvet yoktu ortada. Sadece yürüyordu hissizce. Doğmamıştı, yoktan var olmuştu. Ölmüyordu aç susuz, bir amacın varlığı ortadaydı, seçilmişti. Sadece yürümesi gerektiğini hissediyordu, ta ki ayakları buna dayanamayıp kemikleri etlerini parçalayana kadar, içinde kayıp gittiği karanlık aydınlığa kavuşana kadar. Hissizlerin diyarında, uzun ve karanlık bir yol. Ne tehlikeli ne de sevimli. Biraz korkutucu biraz da sessiz.

Bulmacanın tek bir parçası eksikmiş, o da kendisiymiş gibi devam ediyordu yoluna. Bu Medivh’in yoluydu. Kaderi çizilmiş, olacaklar belirlenmişti. Yüce gücün elinin tek bir hareketi her şeyi değiştirebilirdi. Seçilmiş olan oydu. Yüce güç, kendi gücünden katmıştı onu var ederken. Tüm bunların bedelini yaşayarak ödeyecekti Medivh, yolun yarısını geçmişti bile. Yüce güç onu izlerken düşündü, kendisinden beklenenleri veriyordu. Biliyordu, Medivh’in tüm bunların farkında olsa, kendisine kafa tutacağını. Kendi gücünün tamamının farkında değildi. Yaratılma amacı buydu, her şeyi öğrenecekti, zamanla. Tamamen bir testin sonucuydu. Yüce güç önünde minicik kalan karartıya son kez baktı, minik bir nokta karanlığı yarılamış, gözle görülemeyecek bir hızda ilerliyordu. “Yarattığım ve yaratmaya devam ettiklerim. Kusursuz!”


‘Yürürken düşünmek hep daha kolay olmuştur benim için. Aslında üşengeçliğime aykırı bir durum, yürümemek için düşünmemem gerekir fakat üşengeçliğimden ömür boyu vazgeçebilecek bir durumdayım. Hayatımın karanlık köşelerindeki gizemleri yavaş yavaş farkında olmadan çözdüğümü anladım. Bunu neden şimdi anladım bilmiyorum, tıpkı aslında kim olmadığımı anlamadığım gibi. Bu düşünceye yeni kapıldım. İnsanlarla tanışırken kendimi ‘Merhaba ben Medivh, Hogwarts’da İksir profesörüyüm bir de Diagon yolundaki Aktarın sahibi’ diye tanıtırdım. Ya şimdi? Tamam her şey aynı, fakat geçmişten gelen yada aslında hiç benden gitmemiş olan tüm bun şeyleri fark etmem hiçbir şeyi değiştirmedi mi? Minik bir çocukken babamın söylediği bir şey vardı. ‘Kendin ol Medivh, her ne olursa olsun.’ İşte bunu düşünüyorum, ‘Kendim miyim?’


Aslında her şey benle birlikte başlamış, doğarken. Dünya ve gerçeklerinin farkına vardığım gün bana anlatılan şey aslında ölü doğduğum. Kordonun boynuma dolanması nedeniyle nefes alamayıp öldüğüm, fakat dışarı çıktıktan yaklaşık beş dakika sonra her nasıl olduysa nefes almaya başladığım. İlk kanıt olarak bunu tutuyorum elimde. Nasıl bir güç buna sebep olabilir? Bu şans mı yada her hangi bir şey? İnanmakta zorluk çekiyordum ilk zamanlar, ama yaşadığıma şükrettim, niye sorguluyorum ki demiştim. Hatırlıyorum o günü en ince ayrıntısına kadar. Bir dönüm noktası…

Neydi o olay. Evet, Hogwarts… Nasılda özlüyorum o günleri. İksir derslerinde benden iyisi yoktu, çoğu derste de gayet iyiydim. Son sene en iyi geçen dönemlerden biriydi, neredeyse emindim okulu birincilikle bitireceğime. Nasıl olduğunu bilmiyorum, ya da kimin yaptığını. Tek bildiğim şey birinciliğin elimden alındığı. Beni geçen kişinin puanı benden bir puan fazlaymış. Onca sene ben birincilikle bitirmişken gelip bana bu söyleniyor. Eğer Hogwarts’ı birincilikle bitirseydim şuan farklı bir konumda bulunurdum. Daha üst düzey bir meslek, daha rahat bir yaşam. Belki bir karım ve çocuklarımda olabilirdi. Neden ben?

Ya şu Thork’dar olayı? Biz mi çok şanslıydık, Thork’dar mı çok aptaldı? Hiçbiri. Birinin ve ya bir şeyin müdahalesi. Bundan eminim, oradan canlı çıktıysak bunu birine borçluyuz.

Ve son olarak Thea’rin Mağarası. Oraya gittiğ…’


Yazım burada sona eriyor. Tam olarak hatırlayamadığım bir şekilde aklıma bir şeyler dank etmişti, ne yaptıysam. Önce kalemi fırlatmıştım, ardından bir küfürle beraber kara kaplı defteri. Ertesi gün tüm eşyalarımı toplayı bir yerlere kaldırmıştım. İhtiyaç duyduklarım ise minik portatif çantamdaydı. Aklımı kurcalayan tüm sorulara cevap bulacağımı ümit ederek oraya, Thea’rin Mağarasına gittim.

Girişi iskelet ve kuru kafalarla kaplı mağaradan dışarı mistik kokularla karışmış kan kokusu sızıyordu. Buraya ilk gelişim aklıma geldiğinde birinin omzuma balta sapladığını sandım. Artık korkacak ve çekinecek bir şeyin ortada olduğunu bildiğim için hiçbir sorunun olmadığını düşünüyordum. Ne olursa olsun aklımdaki soruların cevabını alacaktım. Kuru kafalarla dolu girişe adımımı attım.

Artık mağaranın içindeydim. Lanet yer... Kokusu ve içinde barındırdığı canlılar midemi bulandırıyordu. Son gelişimde buradan çıkmak için içerideki en küçük canlıyı bile haklamış olsam da sanki birileri tarafından diriltilmişlerdi. Bu kanıya nerden mi vardım? O an karşımda bana doğru bakan, en küçük hareketimde saldırıya geçecek olan kara cüppeyle sarıp sarmalanmış yaratığın varlığından elbette.

Düşünmeme gerek yoktu, asamı hızlıca doğrultmam yeterli olacaktı. Sectumsempra! Bunun onu işimi bitirene kadar yerde tutacağını biliyordum. Geçen sefer düştüğüm hataya bu sefer düşmeyecektim. Mağara burada ikiye ayrılıyordu. Geçen sefer soldaki yolu seçip ölümden dönmüştüm. Sıra sağdaki yoldaydı. Aklımdaki her bir soruya yenisi ekleniyordu ilerledikçe. Bunlar ne? Kimin emrindeler? Duvarlar neden kanla boyalı? Lanet olsun.

Mağara duvarlarını aydınlatmak için beş metre aralıklarla duvarlara yerleştirilmiş meşalelerin oluşturduğu gölgem beni bir an için korkuturken sonunda mağaranın bir yerine vardığımı fark etmiştim. Önümde duran devasa mağara kapısı tam da mağaranın ölçülerinde ve şeklindeydi. Şarap şişelerini tıkayan mantarlarla aynı görevi gören dev taş yığını beni iyice çıldırtmıştı. Her yeni belirti, üzerinde tahmin yürüttüğüm tezi çürütmekle kalmıyor beni korkutuyordu. Nasıl bir güçle karşı karşıyaydım?

Önümdeki dev taş yığınını inceledim. Normal bir kapı ve geçitle karşılaştırıldığında onlardan kat ve kat büyük, bir kapı kolundan yoksundu. İncelemeye devam ettiğimde dikkatimi çeken tek şeyin dev taşın tepesine işlenmiş büyülü rünlere sahip olduğuydu.


Uzunca bir süre rünleri inceledikten sonra çantamdaki kitapları kurcalamaya başladım. Dedemin notlarını bulmalıydım. Yaptıkları ve bana bıraktıkları kusursuzdu. Her zaman onu takdir etmiştim. Kafamı portatif çantama sokup sonunda eskilikten parçalanmaya yüz tutmuş kağıt tomarını çıkardım. Sayfaları hızlıca gözden geçiriyor, bu mağara yada bu rünlerle ilgili bir şey arıyordum. Dedemin bu tür şeylere karşı ilgi duyduğunu anlamamak için aptal olmak gerekirdi fakat bununla ilgili bir bilgi bulamadım.

Bu taş yığınının bana engel olmasına elbette izin vermeyecektim. Adımlarca uzaklaştım o taş yığınından. Zihnimdeki düşünceleri paramparça edip dağıttıktan sonra karşımdaki taş yığınına odaklandım. 'Yuspar Avorus Maxima.' Şaka yapıldığını söyleseler inanmazdım. Taş kapı dev alev topunu yutmuştu resmen. Daha önce bir çok büyücünün bu alev topuyla yaşamlara son verdiğine şahit olmuşken, o dev alev topunu yutan şey karşımdaydı. O rünleri oraya kim işlediyse artık ondan korkuyordum. Lanet kitaplar!

Son bir kez daha bakmalıydım çantama. Aradım, belki de saatlerce ama değmişti. 'Eski Dünyalar Tarihi.' Bu kitap hep ilgimi çekmişti fakat bu kısma kadar okumamıştım. Evet, buradan sağ çıkarsam ilk işim bu kitabı okuyup bitirmek olacaktı. Eski mi eski, trollerin, ejderhaların ve elflerin hakim olduğu dünyalardan bahsediyordu bu kitap. Bir kaç temsili resim vardı. 'Çoğunlukla cücelerin yapımında yardımcı olduğu bu tür yapılar zamanının en büyük büyücüleri tarafından tılsımlarla kutsanırdı. Kimi zaman ise tılsıma gerek duyulmaz, gizli bir parola niteliğinde büyülü rünler işlenirdi.' Önümdeki kitabın bana söylediği şeyler bunlardan ibaretti. Ben ise oksijenden yoksun mağarada kalan az miktar oksijeni de dev alev topuyla en aza indirgemiş, bu durumda eski dünya dilinde yazılmış rünleri okumayı öğrenmem gerektiğini farketmiştim.

Zamanım kısıtlıydı, neyse ki rünler birer sembolden oluşuyordu. Her sembolün birer okunuşu olsa da hepsi önümdeki koca kitapta yazılıydı. Birbirine benzeyen sayfalarca sembol önümde uzayıp gidiyordu. kafam tıpkı bir baykuşunki gibi bir aşağı bir yukarı bakıyordu. Dev kapının tepesindeki beş sembolden ilkini bulmam yaklaşık yarım saat almıştı. Neyse ki diğerleri de çok ilerideki sayfalarda değillerdi. Beş sembolün anlamlarını boş bir kağıda aktardıktan sonra bir kapıya bir de elimdeki kağıda baktım. Kapı açıldığında ya ölümün sıcak kucağında bulacaktım kendimi ya da soru işaretlerinin cehenneminde.


'Irluth alcatha ec-harnos, pen ostigom delpharnos.'
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Venusé Quixie
Ravenclaw VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 15
Kayıt tarihi : 23/01/10

RPG
RPG Düzeyi:
50/50  (50/50)

MesajKonu: Geri: Petri ~   C.tesi Ocak 23, 2010 7:50 pm

9+41.


_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Oceané Laxell
Müdire
avatar

Mesaj Sayısı : 83
Kayıt tarihi : 22/01/10

RPG
RPG Düzeyi:
50/50  (50/50)

MesajKonu: Geri: Petri ~   C.tesi Ocak 23, 2010 7:56 pm

Ne dohuzu lan? ahdkasjfş.

_________________

    Bi' takım yaparım, her yerde kullanırım. (L)


Sugar & Spice.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Venusé Quixie
Ravenclaw VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 15
Kayıt tarihi : 23/01/10

RPG
RPG Düzeyi:
50/50  (50/50)

MesajKonu: Geri: Petri ~   C.tesi Ocak 23, 2010 8:03 pm

Tara mesajı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Oceané Laxell
Müdire
avatar

Mesaj Sayısı : 83
Kayıt tarihi : 22/01/10

RPG
RPG Düzeyi:
50/50  (50/50)

MesajKonu: Geri: Petri ~   C.tesi Ocak 23, 2010 8:09 pm

ahsdlkajfkljasg. Bir numaralı malımsın. (L)

_________________

    Bi' takım yaparım, her yerde kullanırım. (L)


Sugar & Spice.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Petri ~
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Evapsie-Rpg :: Büyülü Dünyadan Fısıltılar :: Rol Oyunu :: Düzey Belirleme-
Buraya geçin: